inandığınız birçok değerin birbir elinizden kayıp gitmesini izlemek ne kadar acı verici. bizlere hep hayatla ilgili dersler verildi, birşeyler öğretildi. her doğumgünü pastası üflediğimde anlatılanların yanlış olduğunu fark ettim. dünya çapında yaratılan küresel tüketim toplumu sadece materyali değil, inandıklarımızı da tüketmiş birbir. dünya üçe bölünmüş, tüketenler, tüketilenler ve arada noluyor ya diyenler. ve en acısı noluyor ya diyenlerden olmak. hiçbirimizin ne kadar süreceğini kestiremediğimiz hayat akıp giderken, her sabah uyandığımda biraz daha kaybetmiş buluyorum kendimi. ruhum tartaklanıyor ve ben direnemiyorum. onurumu kıran yeniliyor olmak değil. savaşamıyor olmak. sevginin herşeyin üstesinden geleceğine inanan küçük çocuk yok artık. şebnem ferahın dediği gibi "bir bilet istiyorum çocukluğun saflığına". iyi niyetim, nezaketim, efendiliğim karşılıksız kaldıkça biraz daha kaybettim umudumu. ve insanoğluna inanmıyorum artık. national geographic belgesellerinde izlediğimiz bütün vahşi hayvanların bile birer sebepleri var saldırgan olmak için. ama bizim yok. aslandan kaçan zebraya başka bir zebranın çelme taktığını hiç görmedim ben. insan belgeselleri izlediğimde ise aşkına cevap vermedi diye gencecik kızı benzin döküp yakanları görüyorum. kalbim sıkışıyor, nefesim daralıyor ve ruhum tartaklanıyor...

LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı ile Cevapla


SEO by vBSEO 3.5.2